Akıllı bir insanın sahip olabileceği en büyük servet sağlıktır.” Y. Bilge
Bir öğrencinin verimli bir çalışma yapıp başarıya ulaşması için gereken ilk koşul sağlıktır. Sağlık kavramının içine öncelikle bireysel sağlık, sonra aile sağlığı son olarak da çevre sağlığı girer.
Öğrenci; beslenmesinden temizliğine, giyiminden hastalıklara karşı korunmasına kadar her şeyine dikkat etmelidir.
Soğuk algınlığından dolayı rahatsız olan bir öğrencinin derslerine çalışması, çalışsa bile bu çalışmadan verim alması çok zordur. Bu nedenle öğrenci özellikle kış aylarında giyim kuşamına çok dikkat etmelidir. Okula giden öğrencilerimiz için bu durum, daha bir önem kazanmaktadır. Çünkü ülkemizde okul eğitiminin önemli bir kısmı soğuk havalarda geçmektedir. Eylülde açılan okullar haziranda kapanmaktadır. Ülkemizde ortalama bir saptamada bulunacak olursak aşağı yukarı kasımda başlayan soğuk havalar neredeyse martın sonuna kadar sürmektedir. Yani eğitim öğretimin beş ayı, soğuk havaların hüküm sürdüğü sonbahar ve kış aylarında geçmektedir. Öğrencilerin başlıca belâlısı olan gribe karşı eylül veya ekim ayında doktor tavsiyesi ile aşı yaptırmaları, bu dönemi sağlıklı geçirme adına olumlu sonuçlar verebilir.
Ekonomik koşulların zorluğu insanların beslenmelerini de olumsuz etkilemektedir. İnsanımız dolayısıyla da öğrencilerimiz yeterli ve dengeli beslenememektedir. Daha ergenlik çağında olan ve gelişimleri devam eden ilköğretim çağındaki öğrencilerimiz için istenmeyen bir durumdur bu. Ancak böyle durumlarda dahi birey olarak dikkat etmemiz gereken noktalar vardır. Örneğin abur cubur yememe; yağlı yiyeceklerden kaçınma; ayaküstü yememe; kola, gazoz, kızartma gibi modern şehir hayatının doğal yansımaları olan hızlı tüketim besin maddelerini en az düzeyde tüketme gayreti içinde olma ilk olarak akla gelen hususlar arasında sayılabilir. Öğrencilerimizin özellikle sebze ve meyve yemeye çalışmaları da kendilerinin gelişimi açısından oldukça yararlı olacaktır. Beslenmenin zekâ gelişimine de etkisi olduğu düşünülürse bu konunun önemi daha bir artmaktadır.
Öğrencilerimizin bireysel temizliklerine dikkat etmeleri kendi sağlıkları açısından oldukça önemlidir. Hiç olmazsa haftada bir banyo yapmak gerekir. Tırnak bakımına özen gösterilmelidir. El yüz bakımına zaten her genç, söylemeseniz de yeterince önem veriyor diye düşünüyorum. Ancak burada bir nokta daha var ki gerçekten çok önemlidir: Kıyafet seçimi. Moda diye sağlıklı olmayan, vücudun havalanmasını engelleyen kıyafet seçimleri vücut sağlığı için olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle seçilecek kıyafetin moda olmasına gösterilen özen kadar sağlığa da uygun olmasına da her genç dikkat etmelidir diye düşünüyorum.
Bu arada özellikle kış günleriyle ilgili bir başka noktaya dikkat çekmek istiyorum. Bazen ders çalışmak istemezsiniz. Bırakın ders çalışmayı, kimseyle konuşmazsınız. Hatta canınız hiçbir şey yapmak istemez. Sanki üzerinize ölü toprağı serpilmiş gibi bir durumla karşı karşıya kalırsınız. Moraliniz bozuk olur. Bunun nedeni kapalı havalardır. Kapalı havalardan dolayı insan vücudu bazı hormonlar salgılar ve bu hormonlar saydığımız sonuçları yaşamamıza neden olur. Bu durumun panzehiri de yine havalardır. Özellikle güneşin olduğu günlerde dışarı çıkıp şöyle gökyüzünü süzmek, aydınlıkta dolaşmak, bunu yapamayacağımız günlerde de bol ışıklı ortamlarda bulunmak yaşadığımız olumsuz duyguları değiştirir. Yani karanlığın düşmanı aydınlıktır. Karanlık, dünyamızı nasıl karartıyorsa aydınlık da öyle aydınlatır. Çünkü güneş ışığı sayesinde vücut karamsarlığa neden olan hormonun tam tersi etki gösteren, mutluluk hissi veren hormonlar salgılar. Böylece bizler de bu ışık sayesinde karamsarlıktan kurtulur, ders çalışmak için gerekli psikolojik zemini buluruz.
Sağlık konusu açılınca hele de verimli çalışmanın ön koşulu olarak görülüyorsa akıl sağlığından bahsetmemek mümkün değildir.
İçki müptelası, uyuşturucu kıskacında kıvranan, sigara tiryakisi bir insanın veya bir öğrencinin akıl ve ruh sağlığından söz etmek ne kadar doğrudur? Çünkü böyleleri artık alışkanlıklarının tutsağı olmuşlardır. Tutsakların aklının olması çok önemli değildir. Çünkü özgür değildirler. Özgür olmadıkları için de karar veremezler, verdikleri kararları uygulayamazlar, seçme özgürlükleri yoktur. Çünkü bütün bunları akıl değil de artık tutsağı oldukları güçler yapar. Sağlıklı ve temiz bir gençlik; hiçbir şeyin esiri, tutsağı olmayan özgür gençlerdir.
Dişi ağrıyan birinin çektiği acıyı fark ettiniz mi veya hiç dişliniz ağrıdı mı? Bunun ne demek olduğunu çok iyi bilirim. Valla adamın dünyası kararıyor. Deseler "Malını mülkünü ver bu durumdan ebediyen kurtulacaksın." gözünü kırpmadan verirsin. İnsanın canına okur bu tür acılar. Böyle bir durumda "Ya, oturup biraz soru çözeyim." deme ihtimaliniz sıfır ya da sıfırın altındadır. Öyleyse bazılarınızın belki de her zaman aksatmadan yaptığı diş fırçalama işini hepiniz aksatmadan yapın.
Sınavlara kadar elinizi, kolunuzu ve ayağınızı özellikle koruyun. Küçük bir “kırılma” hesaplarınızı alt üst edebilir.
Sözümüzde duralım. İlk söylediğimiz aynı zamanda son sözümüz de olsun. Yani atalarımızın dediği gibi diyelim: "Her işin başı sağlıktır..." Nokta.
Geri |