Önceki Sayfa (Rehberlik)  
  İletişim  

 

 

Öğrenmeyi Öğrenin
     
 

“Bildiğimizi zannetmemiz, öğrenmemizin en büyük düşmanı olmuştur.”
Claude Bernard

Öğrenmenin gerçekleşmesi için “okuma” konusunda nelere dikkat etmelisiniz?

  • Gerek okulda gerekse yaşamda, okuyacağınız dokümanları iyi seçmelisiniz. İyi bir seçim hem faydalı hem de zaman kazandırıcı olur. Gözlerinizle değil beyninizle okuyunuz. Sadece sözcükleri görüp geçmeyiniz. Okuduğunuz şeyleri düşünüp daha öncekilerle bağlantısını kurunuz. Bazen sesli okumak kulaklarıyla öğrenen öğrencilerde verimli sonuçlar verebilir. Çünkü hem okumayla hem de dinlemeyle iki yoldan öğrenmek için kayıt yapmış olurlar. Ama mırıldanarak ve dudaklarla okumak okuma hızını yavaşlatabilir.

  • Bir materyali okumadan önce daima ön hazırlık yapın. Nereye kadar okuyacağınıza karar verin. Okuyacağınız metni gözden geçirin. Metindeki başlıklara bakın. Okuyacağınız metinde nelerin bulunduğunu anlamaya çalışın.
  • Okumaya başladığınızda okuduğunuz metne bütün dikkatinizi verin. Okuduğunuz metinden ne anladığınızı birer cümleyle not edin. Yazının plânını ve ana fikirlerini bulun. Eğer okuduğunuz bir kitapsa içindekiler kısmını mutlaka okuyun. Başlıkları soru şekline getirip cevaplarını arayın.
  • Anlatılanların somutlaştırmak ve özetlemek amacıyla kullanılan grafik, tablo, formül, fotoğraf ve benzeri araçları inceleyiniz ve anlamaya çalışınız. Başarısız öğrencilerin bunlara önem vermedikleri anlaşılmıştır.
  • Anlamını bilmediğiniz sözcükleri belirleyip anlamlarını araştırınız. Bu sözcükler konunun tam olarak anlaşılmasında önemlidir.
  • Konuyu bitirince kitabı kapatıp önemli yerlerin neler olduğunu hatırlamaya ve bunların bildiğiniz şeylerle nasıl bir bağlantıya sahip olduğunu görmeye çalışın. Kitaptaki önemli yerler genelde ya italik (yan) ya da bold (ko yu) yazılmış olduğunu göreceksiniz. Kendi kendinize tekrar konunun anlaşılmasını sağlayacaktır. Bu şekilde zihinden tekrar hafızaya almayı da kolaylaştıracak bu bilgilerin daha sonra hatırlanmasına kolaylık sağlayacaktır.
  • Okumayı bitirdiğinizde okuduğunuz metinden ne anladığınızı zihninizden tekrar edin. Sonra aklınızda kalanı not edin. Daha sonra ise not ettiğiniz kısımla metnin orijinalini karşılaştırın. Önemli olup da akılınızda kalmayan bölümler varsa onları tekrar okuyun.

Okuduğunuz metinleri kısa sürede tekrar edin. Örneğin okula veya dershaneye gitmeden önce okuduğunuz metni okulda veya dershanede gördükten sonra eve gelince önce zihninizden sonra da notlarınızdan tekrar edin.

   “Dinlemek” verimli çalışma için önemlidir.

   İletişimizin % 90’ı sözeldir. Bu iletişinin de ancak yarısı kısa süre sonra hatırlanabilir. Bir rakam verecek olursak bilimsel araştırmalara göre, dinlenen bir konunun sadece % 20 – 25’i hatırlanabilir. Bu da çok düşük bir rakamdır. Tersinden söyleyecek olursak, dinleyerek öğrendiklerimizin % 80 – 85’ini bir saat içinde hatırlayamaz hâle geliriz. Öyleyse dinlediklerimizi etkin bir şekilde yani çok iyi öğrenecek bir şekilde dinlemeliyiz.

Etkin bir “dinleme” için;

  • Derse başlamadan önce fiziksel olarak hazır olmalısınız. Teneffüste her türlü fiziksel ihtiyacınızı karşılarsanız derse başladığınızda daha kolay bir dinleme gerçekleştirebilirsiniz.

  • Dinlemeye başlamadan önce dinleyeceğiniz derse dikkatinizi yoğunlaştırmalısınız. Bu nedenle derse başladığınızda başka bir iş ile uğraşmayınız. Defterinizi kitabınız açıp öğretmeniniz veya ders anlatan kaynağı dinleyiniz. Etrafınızdakilerle konuşmayınız, dersi kaynatmaya çalışmayınız.
  • Bilgiler zincir gibidir. Her bilgi bir önceki bilginin üzerine öğrenilir. Yani bilgiler birbiriyle bağlantılıdır. Bu nedenle verimli bir öğrenme gerçekleşebilmesi için dersleri aksatmamaya çalışmalısınız. Aksatırsanız bilgiler arasında bir kopukluk olacak, kaçırılan dersten sonraki derslerin anlaşılması zorlaşacaktır. Elinizde olmayan sebeplerle dersleri aksattıysanız ders defterini veya derste anlatılan kısmı okumalı, notları defterinize geçirmeli, elinizden geldiğince çalışmalı ve anlamadığınız yerleri öğretmenlerinize mutlaka sormalısınız.
  • Derste hayallere dalmama-lısınız. Öğretmenin anlattıklarını dinlemeye çalışmalısınız. Dikkatiniz derste tutabilmek için öğretmenin söylediklerini tahmin etmeye çalışınız. Daha sonra ise öğretmenin anlattıklarını yorumlayınız. Anlamadığınız yerleri hemen sorunuz. Siz soramazsanız arkadaşlarınıza sordurunuz. Başkalarını sorduğu soruları da dinleyiniz. Çünkü başkalarının anlamadığı yerler, sizin de anlamadığınız yerler olabilir.
  • Öğretmenin vurguladığı, özellikle üzerinde durduğu, tekrar ettiği, “önemli” dediği bilgileri daha bir dikkatle dinleyiniz. Gerekirse ve öğretmeniniz fırsat veriyorsa not alınız.
  • Eğer “işitme ve görme sorunu”nuz varsa doktora başvurunuz. Bu sorunun çözümü için gereken sağlık önlemlerini alınız. Bu sırada da öğretmene de söyleyerek ona yakın bir yere oturmaya çalışınız.
  • Ders anlatırken aklınıza gelen soruları mutlaka sorunuz. Çünkü sorulan sorulara verilen cevapları dinlemek yoluyla yapılan öğrenme daha verimli ve kalıcı olduğu araştırmalarla ortaya çıkmıştır.
  • Anlatılan bilgileri “Ben bunları zaten biliyorum!” diye önemsiz görmeyiniz. Hem önemsiz bilgi yoktur hem de bilmediğiniz bir ayrıntı mutlaka vardır. Yoksa bile tekrar etmiş olursunuz ki en verimli öğrenme yöntemlerinden biri de tekrardır.
  • Dersten sonra o dersten ne öğrendiğinizi zihninizden beş dakikalık bir tekrar yapınız. Ders sırasında aldığınız notları ise eve gittiğinizde yatmadan önce ve sabah kalkınca tekrar ediniz.

   “Not tutmak” verimli çalışma için önemlidir.

   Dinleme yoluyla elde edilen bilgiler hafızada uzun süre tutulamaz. Araştırmalara göre bir öğrenci bir dersin sonunda o derste dinlediğinin sadece % 55’ini hatırlayabilir. Eğer bir tekrar çalışması yapılmazsa bu oran kısa sürede örneğin bir hafta sonra % 17’ye düşer. Bu neden her öğrenci verimli bir öğrenme gerçekleştirmek için mutlaka tekrar çalışması yapmalıdır. Tekrar çalışması yapabilmek için de öğrenilen bilgilerin derste not edilmesi gerekir. Not tutmak dersi dinlemenizi sağlayacağı için de önemlidir. Etkin bir dinleme gerçekleştirmek için not tutmak iyi bir araçtır. Not tutamayan öğrenci “Nasıl olsa yazamayacağım!” diye kısa sürede derse olan dikkatini, yoğunlaşmasını kaybedebilir. Ama not tutuyorsa zorunlu olarak derse dikkatini vermek zorunda kalacaktır. Bu da öğrenme açısından yararlı olacaktır.

Eğer not tutuyorsanız evde veya başka bir yerde o notları gözden geçirdiğinizde birçok bilgiyi çağrışım yoluyla hatırlayacaksınız. Defterinizin sayfaları siz ders anına götürecektir. Bu yolla, unuttuğunuz veya hatırlayamadığınız birçok bilgiyi de notlarınıza bakarak tazelemiş olacaksınız. Hatta defterinize baktığınızda defterinizde yazmayan bilgileri bile hatırlayacaksınız. Çünkü ders ortamına yoğunlaşmış olacaksınız.

   Etkin bir “not tutma” eylemi için;

  • Mutlaka güzel bir defteriniz ve gerekli kalem, silgi benzer materyalleriniz hazır olmalı ve bunları unutmadan derse götürmelisiniz.
  • Okuma ve dinleme işlemlerini yaparken not alınız. Başarısız öğrencilerin öğretmenin ağzından çıkanı aynen yazdıkları belirlenmiştir. Oysa yarar sağlayan not tutma anlatılanı değil, anlaşılanı yazmaktır. Bu da sistemli olmalıdır. Kısaltmalarla ve harfli, rakamlı şablon kullanarak yapılmalıdır. İyi bir not konu hakkında kuşbakışı bir fikir verebilen nottur.
  • Anlatılanları kendi anladığınız şekilde ve kendi cümlelerinizle not ediniz. Bu sırada aklınıza örnek, açıklama benzeri notlar gelmişse onları da not ediniz. Kelimeler şeklinde değil, cümleler şeklinde not tutunuz. Ancak cümleleri not tutarken kelimelerde kısaltama yapabilirsiniz. Örneğin sosyal bilgiler dersinde Fatih Sultan Mehmet’i işliyorsanız sürekli onun ismini yazmak zaman alabilir. Onun yerine FSM yazabilirsiniz. Bu şekilde kendinize özel bir kısaltma dili oluşturabilirsiniz. Ama rastgele bir kısaltma yapmamalısınız. Yaptığınız kısaltmanın açılımını her zaman bilmelisiniz.
  • Not tutarken başka işlerle uğraşmayınız. Öğretmeni dikkatle dinleyiniz. Anlamadığınız yeterleri sorunuz. Öğretmenlerin özellikle vurguladıkları yerlerin altını çiziniz. Bunun için renkli kalemler kullanabilirsiniz. Gerekirse öğretmeninizi özel bir ayrıntı verdiği bilgileri yazarken “önemli, çok önem-li” gibi ek açıklamalarla birlikte not ediniz. “Şundan dolayı önemli” diye de ek açıklamaları not edebilirsiniz.
  • Notlarınızı okunabilir yazıyla tutmalısınız. Daha sonra onları temize geçseniz bile bu temize çekme işleminde zorlanmamalısınız. Ve bilgilerde bir kopukluk olmamalı. Her bilginin bir önceki bilginin üzerine kurulduğunu bilgilerin ve zincir gibi olduğunu daha önce söylemiştir.
  • Not tutarken notlarınızı daha sonra gözden geçirmenizde size yardımcı olacak şablonlar kullanmalısınız. Bunun için harfli veya rakamlı ya da her ikisini de içeren bir maddeleme sistemi kullanmalısınız. Yani başlıklar ve alt başlıklar belli olmalıdır. Not ettiğiniz bilgiler arsındaki anlam bağlantısını sağlamanız açısında bu maddeleme çok önemlidir. Ayrıca maddeleme şeklinde bir not tutma ile bilgiler daha çabuk öğrenilebilir ve akılda uzun süreli tutulabilir.
  • Tuttuğunuz notları saklayınız, düzenli tutunuz. Aradığınızda kolayca bulabilmelisiniz. Arandığında bulunmayan notla hiç tutulmayan not arasında pek fark yoktur.

   Eve gittiğinizde notlarınızı mutlaka gözden geçiriniz. Gerekirse temize çekiniz. Çünkü yazarak çalışma en verimli çalışma yöntemlerinden biridir. Notlarınız gözden geçirirken önce zihinden bir tekrar yapabilirsiniz. Sonra notlarınız gözden geçirebilirsiniz. Sonra ise zihninizden yaptığınız tekrarla notlarınızdan yaptığınız tekrarı karşılaştırıp aradaki eksiklikleri tamamlamak için notlarınızdan eksikliğinizi fark ettiğiniz bölümleri yeniden okuyunuz. Tekrar işlemlerini günü gününe yaparsanız daha verimli sonuçlar alırsınız. Notlarınız tekrar için günlük her ders için beş dakikalık bir süre ayırmanız yeterli olacaktır.

   Belli bir süre sonra, önceden öğrenilenler unutulur. Unutmak doğal bir sonuçtur. Eğer unutmak gibi bir nimet olmasaydı insan, yaşadığı acılar yüzünden hayattan zevk alamazdı. Unutmak, acıları da unutturur ve böylece insan yaşama dört elle sarılır. Araştırmalara göre bir öğrenci öğrendiklerinin % 70’ini bir saat içinde, % 80’ini de bir gün içinde unutur. Okul derslerinde ve sınavlarda başarıya ulaşmak verimli bir çalışmayı gerektirir. Verimli çalışma ise öğrenilen bilgilerin hafızada tutulmasını gerektirir. Bilgilerin hafızada kalmaması büyük bir sorundur. Unutmadan dolayı bilgilerin % 70 ile 80’i hafızda kalmıyorsa öğrenci öğrendiği bilgileri bir bütün olarak kullanamayacaktır. Örneğin bir soruyu çözmek için gerekli olan formülün sadece bir noktası bile unutulsa o formül, soruyu çözmekte kullanılamayacaktır. Sürekli çalışmak bu yüzden pek işe yaramayacaktır. Çünkü her seferinde unutmalar olacaktır. Zaten uzmanlar yapmış oldukları araştırma sonuçlarına dayanarak başarıya ulaşan kişilerin çok çalışanlar değil, çok tekrar edenler olduklarını söylemektedir. Sürekli çalışınca öğrenilen bilgilerin hepsi akılda kalmamaktadır. Ama sürekli tekrar edince öğrenilenlerin bütünü akılda kalabilmektedir. Bu nedenle unutma sorunun çözümünde en etkili yöntem, tekrar çalışmasıdır. Yani unutmanın engellenmesi tekrarla mümkündür. Özellikle sözel derslerde unutma çabuk olur. Bunun için belirli aralıklarla tekrar bu derslerde çok gereklidir. Sınıfta öğrenilen ders eve gelindiğinde tekrar edilirse hafızaya alma daha da kolaylaşır, öğrenilenlerin unutulması zorlaşır. Sözel derslerde bu işe ek olarak bir de ön hazırlık faydalı olacaktır. Sınıfta görülecek ders önceden okunarak sınıfa gidilme şeklinde olur bu ön hazırlık. Bol bol test çözülerek de tekrar yapılabilir. Burada dikkat edilecek nokta; eğer bilinemeyen, çözülemeyen soru olursa yardım alınarak bilgi eksikliğinin giderilmesi yoluna gitmeyi ihmal etmemektir.

   Etkin bir “tekrar çalışması” için;

  • Plânlarınızda tekrar çalışmaları için süre ayırınız.

  • Eleştirel bir bakışla bilgilerinizi gözden geçiriniz. Başarısız öğrencilerin tekrar yaptıkları nadirdir. Tekrar yapanların ise alelacele bir gözden geçirme şeklinde tekrar yaptıkları fark edilmiştir. Başarılı öğrencilerin yaptıkları tekrarlar üzerinde düşündükleri, zayıf oldukları bölümleri tespit ederek tekrarı bu bölümler üzerinde yoğunlaştırdıkları ortaya çıkmıştır.
  • Tekrar çalışması yaparken bilgileri kendi bilgilerinize dönüştürünüz, bilgilerin diğer konularla ve derslerle bağlantısını kurmaya çalışınız.
  • Yapılan araştırmalar uykudan önce ve uykudan sonra yapılan tekrar çalışmalarının çok verimli sonuçlar verdiğini ortaya koymuştur. Çünkü araştırmalar göre beyin uykudayken bile öğrenme işlerini düzenleyebilmektedir. Bu nedenle uykudan önce o gün görülen derslerle ilgili bir tekrar çok önemli sonuçlar verecektir. Sabah kalkıldığında ise beynin öğrenmeye en hazır zaman olması, tekrar için en uygun zaman olması anlamına gelir. Bu yüzden bilgilerin unutulmasını önlemek için bu verimli vakitte özellikle tekrar çalışmaları yapılması çok önemlidir.
  • Tekrar, çok zaman alan bir çalışma değildir. Her bir ders için 5 - 10 dakikalık bir tekrar etkili bir sonuç verecektir. Bu nedenle okuldan veya dershaneden geldiğinizde o gün gördüğünüz derslerle ilgili 5 - 10 dakikalık tekrarlar yapmanız çok “verimli bir öğrenme” için çok önemlidir. Diyelim ki dershanede beş ders gördünüz. Eve geldiğinizde o güne gördüğünüz derslerle ilgili beşer dakikalık bir tekrar yaparsanız toplam 25 dakikanız gidecektir. Yani 25 dakikalık bir tekrar çalışmasıyla o gün öğrendiğiniz bütün bilgileri pekiştirebilirsiniz.
  • Tekrarı kitaplarınızdan veya derste tuttuğunuz notlardan yapabilirsiniz. Kendiniz çalışırken tuttuğunuz notlar da tekrar için çok uygun kaynaklardır. Bu, hem zaman kazanmanızı hem de bilgilerin özünü tekrar etmenizi sağlar.

 

   Ancak;

   “Okuma, dinleme, not tutma ve tekrar” çalışmalarını yaparken unutmamanız gereken temel bir nokta vardır: “Ezberleme” ile öğrenme gerçekleşmez. Kalıcı öğrenme içim öğrenme sürecinin içinde olmak gerekir. Bir problemin çözümü ezberlenirse o problem çözülür belki ama benzeri farklı bir problem çözülemez. Hatta belli bir süre sonra çözümü ezberlenen o problem dahi çözülemez; çünkü unutma olur. Öyleyse bizzat çözüm yolları üzerinde çalışmalı, ezberden uzak durmalısınız.

  Türkçe dersi için okuma çalışması yapmalı, metinler üzerinde durmalı, düşünmeli, metinden sorular çıkarmalı, bilinmeyen kelimelerin ve kelime gruplarının anlamlarını bulmalı, yazının konusu ve yazılış amacını belirlemelisiniz.

   Matematikten konuların temel özellikleri iyi anlamalı, problemlerin çözümleri üzerinde durmalı, bütün verileri kullanmalısınız.

   Sosyal bilgilerde harita, atlas gibi materyalleri etkin olarak kullanmalısınız.

   Fen dersinde deneysel bir çalışma yöntemini benimsemelisiniz.

   Yaşayarak öğrenme bol bol alıştırma yapmayla gerçekleşir. Bir kişi keman çalan birini kırk yıl seyretse keman çalmayı öğrenmez; yüzmek, araba kullanmak gibi dersi öğrenmek de bizzat işin içinde olmayla mümkündür. Başarılı olmak için çok alıştırma yapmak gerekir. Çok örnek çözmek gerekir. Alıştırma yapmak, konunun bütün yönlerinin kavranılmasını da sağlar. Ancak soru çözme tekniği iyi bilinmelidir.

Bir dokümanı çalışırken çalıştığınız doküman konu anlatımlı ise önce konuyu çalışın. Konuyu çalışırken uyarılara dikkat edin. Konun püf noktalarını belirlemeye çalışın. Püf noktaları hazır olarak verilmişse bunları iyi öğrenin. Konu anlatımının içinde çözümlü sorular varsa bu soruları inceleyin. Soruların özellikle çözümleri üzerinde durun. Çözüm yöntemlerini anlamaya çalışın. Daha sonra ise o kaynakta test sorusu varsa onları çözün.

   Test çözerken bilmeniz gereken bazı incelikler vardır.

  • Hangi konudan test çözecekseniz, o konuyu ayrıntılarıyla bilmelisiniz. Konusunu görmediğiniz hiçbir dersten soru çözmeyiniz. Size hiçbir kazancı olmaz.
  • Sınavda çıkabilecek düzeydeki soruların bulunduğu kaynaklardan test çözün. Soruları konu konu çözün. Hangi kaynakları kullanmanız gerektiğini öğretmenlerinize sorabilirsiniz. Dershaneye gidiyorsanız zaten öğretmenleriniz sizlere özel dokümanlar hazırlayacaklardır. Bunlara ek olarak bizim önerimiz ise Güvender Yayınları ve Zirve Dergileri’dir.
  • Soruları çözerken zaman tut-malısınız. Çünkü sınavlara süreli yarışlardır. Sınava kadar kendinizi soruları belli bir sürede çözmeye alıştırmalısınız.
  • Soruları bir oturuşta, ara vermeden çözmelisiniz. Bildiğiniz gibi sınavlarda ara verilmemektedir. Sınavdan çıkarsanız geri giremezsiniz. Bu nedenle soru çözerken ara vermeden çözmeye çalışınız. Örneğin 20 soruluk bir testi 20 - 25 dakikada bir oturuşta çözmeye alışmalısınız.
  • Soruları çözerken, başka işlerle uğraşmamalısınız. Konsantrasyon sağlanarak yapılan çalışmalardan büyük verim alındığını daha önce söylemiştik. Bu nedenle soru çözerken televizyon izlemeyin, müzik dinlemeyin. Televizyon, bilgisayar ve müzik gibi ihtiyaçlarınız ders dışı zamanlarda giderin.
  • Bir günde en az 25, en fazla 100 soru çözmelisiniz. Bu rakamlar tatil günlerinde yani okul veya dershane olmayan zamanlarda artabilir. Ama önemli olan çok soru çözmek değil, test tekniğine uyarak verimli bir şekilde soru çözmektir. Kaldı ki 100 soruyu çözmek için hiç ara vermeden en az iki buçuk saat gerekir. Yani 100 soru, günlük fazladır ama sanıldığı gibi asla az değildir.
  • Sorulardaki verilere dikkat ettiğiniz gibi açıklamalara, parantez içi bilgilere, altı çizili kısımlara, olumsuz ifadelere ve kısaltmalara da dikkat etmelisiniz.
  • Özellikle sözel soruların çözümünde bütün seçenekleri mutlaka okumalısınız.
  • Her bir sorunun çözümünden sonra o sorunun sağlamasını yapınız.
  • Soruların çözümünü bitirmeden cevap anahtarı kontrolü yapmamalısınız. Birçok öğrenci önce soruyu çözüyor, sonra hemen cevap anahtarına bakıyor. Bu, çok yanlış bir uygulamadır. Bir kere sınavda böyle bir şansınız yok. İkincisi böyle bir uygulama konsantrasyonunuzu bozabilir. Ayrıca ilk soruları yanlış yaptığınız anlarsanız moral bozukluğu olabilir ve bu durum çalışmaya ara vermenize neden olabilir.
  • Soruların çözümünü bitirdikten sonra cevap anahtarı kontrolü yapmalısınız. Önemli olan yaptığınız sorular değil yapamadığınız sorulardır. O soruları niçin yapamadığınız araştırmazsanız, öğretmenlerinize sorup çözüm yollarını öğrenmezseniz verimli bir öğrenme gerçekleşmez. Sınavda da benzeri sorularla karşılaştığınızda elinizden bir şey gelmez. Bu nedenle soruları mutlaka değerlendirin ve yapamadığınız yerleri öğretmenlerinize kesinlikle sorun.

     Ayrıca;

“Öğrenmeyi öğrenmek” konusunda anlattıklarımıza ek olarak dikkat edilecek bir husus da sevilen ders ve konuların yanında diğer ders ve konulara da çalışmaktır. Öğrencilerin birçoğu hep sevdikleri derslere çalışarak kendilerini yanıltıyor ve böylece çalışma eylemini gerçekleştirdiğini zannederek rahatlamaya çalışıyor. Oysa sevilen ders ve konular genelde bilinen ders ve konulardır. Sınavlarda sevilen sevilmeyen bütün derslerden soru çıktığına göre sevmediğiniz ders olmamalı.

Öğrenci için tek başına ders çalışmak sıkıcı olabilir. Ayrıca öğrenci bilmediği sormak ihtiyacı duyduğu konuları öğrenmek için yanında her zaman bir öğretmen bulamayabilir. Bununla birlikte, bilinen bir şeyin başkasına anlatılması en etkili öğrenme yöntemlerindendir. Çünkü böyle bir çalışma yöntemi unutmayı engeller. Bütün bunları gerçekleştirmenin tek yolu grup çalışmasıdır. Dersleri iyi olan ve anlaşabileceğiniz 3 - 5 arkadaşla bir araya gelinerek böyle bir çalışma yapılabilir. Herkes birbirinden faydalanmış olur. Herkes en iyi bildiğini bir diğerine anlatır.

Kendini düşünen, her şeyi ben kendim yapabilirim diyen, başkalarıyla bir şeyleri paylaşma ihtiyacı hissetmeyenlerin hayatta başarılı olma şansları yoktur, olsa bile mutlu olma şansları hiç yoktur. Paylaşan, birbirine yardımcı olan kişiler hem başarılı hem de mutlu olurlar. Grup çalışması paylaşmanın, yardımlaşmanın en güzel örneklerinden biridir. Grup çalışmasına katılan öğrencilerin başarılı olma şansları da diğerlerinden daha yüksektir.

Sınava altı hafta kalıncaya kadar “genel tekrar sınavları”nın uygulanması daha iyi sonuçlar verir. Ancak son altı haftada “deneme sınavı” çözmeye başlamak gerekir. Denemede bütün konulardan ve konuların birbiriyle bağlantısını içeren kompleks sorular vardır çünkü. Sınavda çıkabilecek ayardaki denemeleri çözmek, sınava tam olarak hazır olmak için önemlidir. Bu bakımdan öğrenci, özellikle son bir ayda, haftada bir deneme sınavı çözerek bilgilerini süreye bağlı olarak kullanmayı öğrenmelidir. Bu çalışmayla sınav sistemi için de tecrübe kazanılacaktır. Denemelerden sonra da mutlaka değerlendirme yapmalı yanlış yaptığınız ve boş bıraktığınız soruları tespit etmelisiniz. Gerekirse yardım alarak bu eksiklikleri gidermelisiniz.

Her türlü çalışmadan sonra mutlaka bir “değerlendirme” yapınız. Ne kadar çalışılmalıydı, ne kadar çalışıldı? Ne kadar yanlış var? Kaç boş var? Yetersizlik hissedilen konular neler? Eksikliklerin nasıl giderilmesi gerekir? Hatalara en aza indirmek için neler yapılmalı? Başarılı olmak için daha neler yapılabilir? Değerlendirme çalışmalarında bu soruların cevaplarını aramalısınız. Bu değerlendirme, eksiklerinizi giderip tam öğrenmeyi gerçekleştirmeniz bakımından çok önemlidir.

Ne yapıyorsanız başarıya ulaşma adına yapıyorsunuz. Yani kendiniz, kendi geleceğiniz için...

Bu konuyu Sang H. Kim’in çok anlamlı ve ders alınması gereken güzel bir sözüyle tamamlayalım: “Başarı size gelmez, siz ona gideceksiniz!”   

Geri